Henüz on yedi yaşındaydım. O yaşa dek dünyanın en güzel kitaplarından çoğunu okumak olanağını bulduğum halde hiçbiri bende onun yaptığı ola ğanüstü etkiyi yapmamıştı. Okuduğum say falan bir kez daha usum dan geçirdikçe, Fau st adını yineledikçe ruhum u sevgiden, en geniş an la m ıyla aşktan daha üstün bir ta t kaplıyordu. Ki taptaki pek çok eski sözcük, tüm ce eriyip gidiyor, yerini bu korkunç tada bırakıyordu. İşte, böy- lece, Faust, bende bütün bir ruh şöleni olarak yaşıyordu. O büyük etki, bende eski bir aşk gibi m ayalanıp derinleşerek ruhum un bir parçası olup çıkmıştır. Düşün celerim, gerek astronomik, gerek metafizik kay gılarla evrenin üzerine doğru yükselirken Faust u her zam an bir öğretmen, bir baba gibi yanıbaşım da buldum. Mefisto da hep onunla bir likteydi. Ancak, bizi hep biraz uzaktan kontrol edebilirdi. Faust benim sosyalistçe düşüncelerimi bildiğinden benim yanım Twiter Apşarak Aturan Amcık ona çokça yüz ver mezdi. Faust ile Mefisto insan ruhunun diyalek tiği idi. Gece ile gündüz, aydınlıkla karanlık, Ehrimenle Hürmüz gibi süreklice birbirlerine diş bileyen, an cak h er zam an da yanyana, karşı karşıya bulunm aları bir yaşam zorunluluğu olan iki kardeş gibiydiler. Mefisto yıkıcı bir güçtür. Ondan dolayı her zam an Mefisto, hayali, astronom ik sayılar üzerinde oynar. Mik- rokozmosun ölçüleri, onun makrokozmosunun yanında çocuk oyuncağıdır. Kötülüğün sınırı yoktur. Ancak, iyilik, bir sınır içindedir. Ş u n dan ki iyiliği en sonra Twiter Apşarak Aturan Amcık doğa güçlerinin üzerine yükselmiş olan olgun insan ruhu, yap a bilmektedir. Şiirin güzelliği mi? Bunların yeni başlamış olan arı türkçe akım ına göre yazılmış güzel şiirleri içinde yitip gitmiştim. Ancak, adını biliyordum Bu yüzden hecenin salt türkçe şiirlerinden kal kıp ağdalı Faust şiirine girebilmek son kerte güçtü. Prologta İblis, Tanrı ile senli benli konuşuyor, bildiğimiz baş melekler insanı şaşırtan sözler ediyorlardı. Öyle sözler ki belli zam anlarda olması gereken fırtınalar, kasırgalar gibi doğal ve güçlü! Apıştırıcı olaylar, bundan sonra da sürüp gidiyor. Faust, kendi çalışm a odasında Yerin ruhunu Cin çağırıyor, bu k ar şılaşm a korkunç oluyor. Faust, sonra kırlarda gezerken bir fino köpeği kılığındaki iblisi alıp evine götürüyor. Kanla, korkunç bir evren yol. Am eri kan vari bir m enecer! Bunların hepsi, benim pek genç, pek coşkun ve ilk metafizik kaygılarla dopdolu ruhum için gerçekten pek sürükleyici, apıştırıcı olaylardı. O zam an, ruh, evren, varlık kaygılan kafam a girmiş beni kurcalayıp duruyordu. Salt bu kaygı ile tanrıyı, ruhu, evrenin bilmecelerini çözmek için elime geçirdiğim felsefe tarihlerini, felsefe den sözeden kitapları. Kant bile tanrıyı arark en b atağa batmıştı. Hiç birisi belli bir sınırdan öteye geçemiyordu. Spinoza, bizim doğulu filozoflarla düşünürlerin Panteist Vahdeti vücutçu Felsefelerine tıpatıp benzeyen felsefesiyle tanrıyı evren m ekanizm a sının bilmecemsi çarkları arasın a yerleştirmişti. Gcethe de onun etkisi altındaydı. O da tanrıyı evrenin, senin benim içimizde buluyordu. Bunu bir şiirinde de iyice açığa vurmuştu. Ancak, burda sanatçı kafası, dışında ayrı ve kişileşmiş kılıkta şeytanla karşı karşıya getirmişti. Adla rını durm adan işittiğimiz baş m elekler de böyle kişileşmiş olarak karşım ızda konuşuyorlardı. Me tafizik kaygılarla ürperen bir genç ruh, evrenin bilmecemsi derinliklerine bu yoldan daha kolay gidilebileceğini sanıyordu. Bundan dolayı, s a y faları yer gibi çeviriyor, ancak, bir burgu gibi karanlıkları delen bu sayfalar arasında da in sanı durmaksızın düş kırıklıkları izliyordu. Fa ust, evrenin ilkel kaynakları sandığı A nalara- Die M ütter gidiyor, ancak dehşetle ürpererek geri dönüyordu.
Eğer geçmişini geri getirmeyi başaramazsak seninle birlikte bu boşluğu dolduracak yeni bir gelecek inşa ederiz. Alan ne kerte geniş! O na borcunuzu ödemek isterseniz hapiste bırakmayın, k u rtarın onu! Beni durdurmana izin veremem. İşe yaram adı su baskınları, kasırgalar, depremler, yangınlar, çekildi kendi kabına en sonra denizle toprak! Ancak, adını biliyordum Bu yüzden hecenin salt türkçe şiirlerinden kal kıp ağdalı Faust şiirine girebilmek son kerte güçtü.
Adı da woman spreading yani "kadınlar yayılıyor"
Ölmesi gereken erkektir. Bacağını açarak otursa da. Bacağını kapalı tutarak otursa sünepe diye suçlanılacağı için. Dünya genelinde son olarak. Toplu taşıma araçlarında erkeklerin 'yayılarak oturmasına' tepki amacıyla düzenlenen kampanyalar giderek artıyor. 2 yıldır Ankara'da yaşamıyorum, bu sebeple metropoldeki hızla değişen ilerleyişin keskin boyutlarını içinde yaşayanlardan daha iyi görebiliyorum. Herkese açık alanlarda ve özellikle toplu taşıma araçlarında bacaklarını yayarak oturan erkeklere tepki olarak ortaya çıktı bu akım. Hep suçlu erkektir.Üstün olm asına da üstünüm ya bir sürü züppeden bir sürü doktordan, hocadan, yazardan üstünüm ben. Batı takımı ise önce serinlik verir, sonra seni de tarlanı da suya boğarlar. Çocuğun k afaca gelişmesi üze-. Threepio susmak bilmiyordu. Toplu taşıma araçlarında erkeklerin 'yayılarak oturmasına' tepki amacıyla düzenlenen kampanyalar giderek artıyor. Faust Hiç korkm a bu andlaşm ayı bozacağım dan! Death Star prototipiyle birlikte derhal çekilmeliyiz. Ta ki yanı başında eriyen bir buz varmış gibi bir serinlik hissedinceye kadar. Sahip olduğu bilimsel bilginin çoğu hala aklındaydı ama belli bazı şeyleri unuttuğu açıktı; kazandığı sezgiler, geliştirdiği yeni fikirler ve silah tasarımları. Luke, yankılı toplantı salonunda bir başına kalmıştı; uyanmıştı ama saydam ve güçsüzdü. Yıldızdaki değişim etkisini göstermeye başlamış ve yıldızın ne zaman patlayacağını az çok hesaplayabilir hale gelmişti. Benim tutsağım mı olacaksın öyleyse? Sesler duvarlara çarpmaya başladı. Firkateynin arkasında ışıkaltı ve hiperitici makineler, hem makinelere hem de on iki turbolazer bataryası ve on iki lazer topuna enerji sağlayan güç reaktörleri bulunuyordu. Kyp ültimatom vermiş, buna karşılık Furgan karşı saldırıya geçmişti. Annenizin de yardımıyla onu dün gece koruduk. Çaysız simit peynir yenmez, kahve olmadan yorgunluk atılmaz… Peki, siz çay insanı mısınız, yoksa kahve mi? A nalara giden Faust, yanında bir de Dreifuss götürmektediri Galip Bahtiyar, bunu m angal di ye çevirmiş. Bir sam anlar v a r olan ve v a r olacak olan bütün -uhlar ve biçimler, onların sonsuz yurtlarında oulut gibi dolaşıp d u ru r ve anaları sararlar. Gerçekten anlam veremiyorum :D. Qir maskeli baloya gider gibi gelirler, salt m erak tır adım larını hızlandıran. Önünde yükselen kadim zigguratın görüntüsünden ürken Terpfen, bakışlarını iniş pistindeki çalıntı B-kanadına çevirdi, otlar arasında yavaşça soğurken her tarafından ayrı ses geliyordu. Jacen son anda eğildi. Rey — Tanrı katı ile ilgili — Hile, entrika. Y ak an m seni kutsal ateşte! İkinci öğrenci Y avaşla biraz! K alçalarını kavram aksınız. Ne v ar ki cim k am ın d a bir noktayız işte! Faust Ben hiçbir vakit tuzak kurm adım sana sen kendi ayağınla girdin kapana. Gelip sizi alacak ve ardından da gideceğiz. Doğa güzellikleri öyle sevecendir ki en üzgün ruhlar bile, onun içine düşer düşmez bir an a kucağına tırm anan yavru gibi avunur, rah atlar. Hiç de yeryüzüne özgü değil o çılgının düşünceleri. Luke ona baktı. Ey gökyüzüyle yeryüzü arasında gidip gelen, havalarda uçup duran ruhlar, inin de biraz n'olur altın bulutlardan götürün beni yepyeni bir yaşam a alıp burdan. İletişim subayı elini salladı.